vasat

ülkenin son günlerde ki hali.

maalesef hiç bir şeyde vasatı geçemiyoruz, hiç bir şeyi layığı ile, elimize yüzümüze bulaştırmadan yapamıyoruz.

tarafsız kalmak en iyisi bu ortamda.

bilerek tarafsızlığı seçmiyorum yanlış anlaşılmasın ama iki tarafı da haklı göremiyorum.

özgürlük diyen grup;

10 yıl önce, üniversite kapılarında genç kızlar ağlarken neredeydin.

akp;

her istediğini yaptın, sattın savdın, yandaşlarını abat ettin. artık biraz insaf...


her iki tarafında elleri yıllardır kirli. kimsenin kimseye diyecek lafı yok.

gezi parki

#2598724

en başta da söylediğim gibi mesele ağaç değil!

mesele her istediğini yapabileceğini söylemekten çekinmeyen, seçilmiş bir hükümete, ''hayır halkında tercihleri ve istekleri doğrultusunda hareket edebilirsin'' demek.

evet buda kanımca çok güzel bir şekilde dile getirildi (başbakan her ne kadar anlamasa da) bundan sonrası, fitne, şer odaklı gruplara ortam hazırlamaktan öteye geçmez. bunun içindir ki, tadında bırakmak en iyisidir.

meydan sozluk

dertlerini bir türlü anlamadığım bir avuç yazar ile varlığını sürdürmeye çalışan güzel oluşum...

herkesten sosyal sorumluluk beklenmemesi gerektiğini bize hatırlattığı içinde ayrıca teşekkür ettiğimizdir.

kiminin derdi yiyişmek, kimin derdi vatan millet, kiminin derdi sosyal sorumluluk. önemli olan kimseye takılmadan kendi kafana göre, kimsenin etkisinde kalmadan, kimsenin gazına gelmeden kalabilmektir burada.

kimsenin kimseye serzenişte bulunmaya hakkı yok. herkes kendine göre takılır, ne kadar ortamdan bağımsızsın ona bakmak lazım. hoşuna gitmeyeni okumazsın, takip etmesin, muhattap olmazsın olur biter. sistem sana bu tur güzellikleri sunuyor.

yok hala daha şikayetin var ise kafa iznine çıkarsın olur biter. kimin ne yaptığı önemli değil sözlükte. senin ne yaptığındır.

perennual

özlenen bir avuç insan içerisinden başı çeken...

iyiydik biz eskiden burada beee... hiç yoktan iki lafın belini kırıp, günün stresini atacak geyikler yapacak güzel insanlar vardı. şimdi kimseler kalmadı o tayfadan... bir ben kaldım o da, varlığım ile yokluğum arasında bir fark yok hani....

inşallah iyidir, inşallah her şey istediği gibi, o güzel gönlüne ile olmuştur.

birde haber alabilsek iyi olacak ama, harbi kayboldu hatun kişi ulaşamıyoruz...

isiklar icinde yat diyen yavsak

temenni ile olmaz o iş... götün yiyorsa kıy para, çek mezara tesisatı, öde her ay faturayı ışıklar içinde yatsın....

ışıklar içinde yatsın ne laa

gezi parki

evet önemli, kesilmemesi lazım yapılmaması lazım...

1930'lu yıllarda orada olan topçu kışlası da yıkılmamalıydı...

mesele ağaç ise, 3. köprü yapımı ve kanal istanbul projesi için terkos'da taksimde kesilen ağaçların, 100 misli kesiliyor. asıl eylemin orada yapılması lazım...

ama meselenin ağaç olmadığını herkes biliyor. çaldığımız ıslık dağı taşı tuttu, ürküttüğümüz bir uyuz keçi...

pablo alboran

şarkılarında bir arabesk tınısı yakalayabileceğiniz ispanyol popcu.

yagmur aksamlari

selim ileri kitabı.

öykü severler için bulunmaz bir nimet. eğer selim ileri takip etmiyorsanız ve merak ediyorsanız, başlangıç için ideal bir kitap...

*

ask mabudesi

<bkz: afrodit>

bilinen yegane aşk tanrıçası kendileri.

cinsel ahlakin boy gostermesi

ilk insandan beri olan gösteri. adem değil midir yaprağı kullanan?

erkek kısmının ilk işlerinden biri kürkçülüktür. kadınını soğuktan ve kem gözlerden korumak için... ama zaman zaman insan toplumları sapkınlığa sapmışlardır. nuh kavmi gibi helak olarak ödemişlerdir bunu...

şimdi daha özgür olduğumuzu sandığımız bir dünyada yaşıyor olsak da, bakmayın siz yer yüzündeki bütün dinler ve öğretiler, ilk başta cinsel ahlakı salık vermekte. her ne kadar namusu bacak arasında aranmaması konusunda kendini kandırmaya çalışsa da toplum olabilmenin yollarının başında da iki bacak aranı düzenli kullanabilmekten geçiyor. sapkın bir toplum her konuda yenilmeye mahkum bir toplumdur. onun için cinsel ahlak istesek de istemesek de zaman zaman boy göstermek zorunda kalıyor.

*

online olup entry yazamamak

okuyan yazardır.

sadece okumak için dahi girdiğinde oline olmayı seçendir.

giriş yapıp çıkış yapmayı unutmuş olandır.

canim sevgilim

durup durup söylemekten mutlu olduğum, kendisine söylemediğim zamanlarda kendi kendime tekrarlayıp durduğum...

zaman zaman soruyorum kendime ;

' ne yaptım ben bu kızı hak edecek?'

hayatın ve yaşamanın tadını, o'nu tanıdıktan sonra anladım ve ilk günden itibaren, asla vazgeçmeyeceğime yemin ettim ve vazgeçmedim, geçmeyeceğim de. insan kalbinden vazgeçebilir mi? vazgeçtiği an öleceğini bile bile vazgeçemez. bende onsuz bir dünyanın var olmayacağını bildiğim için vazgeçmeyeceğim.

sevmek güzeldir ama sevdiğin tarafından sevilmek paha biçilmez. bunu yaşıyor olmak ise bu dünyada cenneti yaşamak gibi...

çok acemi kaldığımı hissediyorum duygularımı anlatmaya çalışırken. şuan yaşadığım zaman dilimini, kelimelere dökmek kolay değil.

canım sevgilim ile şuan nişan arefesindeyim ve hayatım boyunca yaşadığım en tatlı telaşları yaşamaya başladım. mesela bugün bir çift olarak ilk kez bir yemeğe davet edildik ve bildiğim bir şeyi bir kez daha anlamadım ki, adımın onunla birlikte anılması kadar beni mesut eden ve gururlandıran başka bir şey daha yok..

ömrümün sonuna kadar, ilk günkü heyecan ile seveceğim insanı bulmuş olmanın mutluluğu ile yüce yaradana binlerce kez şükrediyorum. iyi ki canım sevgilimi karşıma çıkardı benim...

bir insan nasıl olur da yanındayken bile özlenir? benim yanımdayken bile özlemim olan canım sevgilime söyleceğim o kadar çok şey var ki. ama ben bunları bir ömre yaymak istiyorum ve artık sabah uyandığımda ilk olarak, ay gibi güzel yüzünü görmek istiyorum...

seni dünyalar kadar çok seviyorum canım sevgilim.


tanım: sevgiliye hitap şekli.

mersin

guzel anılar ıle bugun ıtıbarı ıle terkı dıyar eyledıgım sehır.

aykut kocaman

elleri kirli olan teknik direktör.

huzun kovan kusu

''dışım içimden gelir
yani gölgem kendimden
aşktır ölümden güzel olan
bak ve gör yaşam düşlerdedir''

düş kurmaya heveslendiren güzel parça.

düşlerimizi ne zaman nerede kaybettik biz? ne zaman vazgeçtik, düşlerimizin peşinden koşmaktan? biz ne zaman büyüdük ve neden kimse, daha küçükken büyüdüğümüz zaman düşlerimizin elinden alınacağı ve sorumluluk denen soğuk ve soyut bir kavramın omuzlarımıza bineceğini söylemedi bize?

veremem sana acimi

''arayıp bulmak neyi değiştirir?'' bu soruyu akıllara sokan parça.

o kadar beter bir sorudur ki bu, cevabın hangi yönde olursa olsun, seçmediğinde aklın kalır. ''kalmak mı gitmek mi? '' gibi durumdur. kalırsın ve umduğunu bulamazsın gittiğinde karşına çıkabilecekleri düşünür kederlenirsin. gidersin, umduğunu bulamazsın, geride bıraktıkların yer bitirir seni.

ölümlü dünya olduğunu düşünerek ve kararların arkasında sağlam durmak ile belki bu ikilemler çözülebilir gibi duruyor ama gece onca hengamenin arkasından kafanı yastığa koyduğun zaman geçmişin bir türlü seni rahat bırakmaz ve vicdanın hep bir yerde sızlar durur. yıllar sonrasını görebilirsen geriye kalan, geceleri kafasını yastığa koyar koymaz uyumak için ve düşünmemek için kendini gün içinde haddinden fazla yoran ve erkeden çökmüş bir adam/kadın olacaktır aynada size bakan. insan hayatında bundan bir kaçış var mı ? bilmiyorum.... elimden gelen, düşünmemek için kendime sanal gündemler oluşturmak...

hakan akkaya

kanal değiştirme nedeni güya modacı.

çok arıyorlar mı bu adamları yoksa bunlar sipariş üzerimi türüyor bilemedim. gizli bir el var her dönem bir kırığı, televizyon aracılığı ile gündeme getiriyor. modası geçince yeni biri daha çıkıyor.

bu show tv yüzünde eş cinsellik doğal karşılanır oldur. hatırlatırım lut kavminin helak sebeplerinin başında ibnelik geliyordu.

rammstein

engel parçaları için ayrı bir parantez açılması gereken grup. dinlemeyenler, klibini izlemeyenler hemen izlemeli. ayrıca çok iyiler lan.

ozel gunlerde hazir mesaj gondermek

hiç göndermemekten iyi olandır.

hazır mesaj falan bilmem ben. gönderdiğin kişinin yüzünde tebessüm var ise? işlem tamam demektir.

suzme yogurt

rakının yanında ise başka mezeye gerek bırakmayandır.